1990’da birleşen Almanya, son seçim sonuçlarıyla siyasi olarak yeniden ‘doğu’ ve ‘batı’ olarak ikiye ayrıldı. Doğu Almanya’da Moskova’ya yakın çizgideki AfD, Sol Parti ve BSW’nin oy oranları %50’yi aşarken, batıda daha Atlantikçi partiler güç kazandı. Alman siyasetinde yükselen Amerikan karşıtlığı, CDU lideri Friedrich Merz’in bile ilk hedefini “ABD’den bağımsızlık” olarak açıklamasıyla daha belirgin hale geldi.
Doğu ve Batı Arasındaki Siyasal Uçurum Derinleşiyor
Almanya seçim sonuçları, ülkede siyasi bölünmenin yeniden doğu ve batı ekseninde şekillendiğini gösteriyor. Doğu eyaletlerinde AfD, Sol Parti ve BSW’nin toplam oy oranı %50’yi aşarken, batı eyaletlerinde daha merkez ve Atlantikçi partiler öne çıktı. Özellikle AfD’nin başarısı, partinin kökenlerinin Doğu Almanya’da ortaya çıkan “Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar” (PEGİDA) hareketine dayanmasıyla açıklanıyor.
Yükselen Amerikan Karşıtlığı ve Friedrich Merz’in Çıkışı
Seçim kampanyaları süresince Alman partileri göçmen karşıtı söylemlerini öne çıkarırken, seçim sonuçları Amerikan karşıtlığının sadece radikal partilerde değil merkez sağda da yükseldiğini gösterdi. CDU lideri ve Başbakan adayı Friedrich Merz, seçim zaferinden sonra yaptığı konuşmada, “Washington’dan gelen müdahaleler, Moskova’dan gelenler kadar dramatik ve çirkin” diyerek Amerikan karşıtlığını açıkça dile getirdi.
Merz’in bu tutumu, Transatlantik ilişkilerde önemli bir kırılmayı işaret ediyor. Daha önce “Atlantik Brücke” başkanlığı yapan ve BlackRock Almanya’nın Denetleme Kurulu Başkanı olan Merz’in ABD’den bağımsızlık hedefini açıklaması, siyasi dengeleri değiştirdi.
Sandıkta Rusya Etkisi: AfD ve Sol Parti Yükselişi
Seçim sonuçları, Almanya’da Moskova’ya yakın siyasi partilerin güç kazandığını gösteriyor. Doğu Almanya’da AfD, Sol Parti ve BSW’nin toplam oy oranı %50’yi geçerken, bu partilerin “Putin’e anlayış” gösteren politikaları dikkat çekiyor. AfD, PEGİDA hareketinden doğarak Rusya yanlısı bir çizgide ilerlerken, Sol Parti ve BSW, Doğu Almanya’nın eski komünist partisi SED’nin mirasını taşıyor. Özellikle başkent Berlin’de Sol Parti’nin en çok oy alan parti olması, bu etkinin gücünü gösteriyor.
Büyük Koalisyon ve Siyasi İstikrarsızlık Endişesi
Seçim sonuçlarına göre CDU/CSU %28.5 oy oranı ve 208 milletvekili ile birinci parti olurken, SPD %16.4 ile üçüncü sırada yer aldı. CDU/CSU ve SPD arasında “Büyük Koalisyon” görüşmeleri başladı ancak bu koalisyonun %55’lik bir kesimin oy vermediği bir hükümet oluşturacak olması, siyasi istikrarsızlık endişesini artırıyor.
Türk ve Müslüman Kökenli Milletvekilleri Mecliste
Seçimlerde 630 milletvekili arasında 19 Türk kökenli ve 11 Müslüman ülke kökenli vekil meclise girdi. Bu tablo başlangıçta memnuniyet yaratırken, seçilen vekillerin çoğunun Sol Parti’den olması ve bu partinin Türkiye karşıtı söylemleri, Almanya’daki Türkler arasında endişelere neden oldu.
Almanya Siyasi Geleceğinde Belirsizlik
Almanya seçim sonuçları, ülkede siyasi kutuplaşmanın derinleştiğini ve doğu-batı ayrımının yeniden belirginleştiğini gösteriyor. Amerikan karşıtlığının merkez sağa kadar yayılması, Moskova yanlısı partilerin güç kazanması ve koalisyon görüşmelerindeki belirsizlikler, Almanya’nın siyasi istikrarını tehdit ediyor.
Avrupa’nın büyük beklenti içinde olduğu Almanya seçimleri, yeni kutuplaşmaların habercisi olarak dünya siyasetini de yakından etkilemeye devam edecek.










Bir yanıt yazın