ABD ile Çin arasındaki ekonomik rekabetin küresel ticareti yeniden şekillendirdiği bir dönemde, Avrupa Birliği (AB) de kendi rekabet gücünü koruma ve artırma arayışını sürdürüyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden göreve gelmesiyle Washington ile Brüksel arasındaki ekonomik ilişkiler yeni bir rekabet boyutu kazanırken, AB hem ABD hem de Çin karşısında ekonomik olarak daha güçlü bir konum elde etmek için yeni ortaklık ve işbirliği seçeneklerini değerlendiriyor. Bu çerçevede, AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos’un Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaret dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı.
AB ekonomisi baskı altında
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Avrupa ekonomisi üzerindeki etkileri AB açısından ciddi maliyetler doğurdu. Özellikle enerji alanında yaşanan kriz, üretim maliyetlerini artırırken ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşturdu. AB’nin ekonomik toparlanmayı desteklemek amacıyla tahsis ettiği 100 milyar avroluk kalkınma fonunun ise iç tartışmalar nedeniyle beklenen hızda uygulanamaması, Birliğin rekabet gücünü sınırlayan faktörlerden biri oldu.
Şubat ayında açıklanan Eurostat verileri de AB ekonomisindeki durgunluğu ortaya koyarken, AB liderleri 12 Şubat’ta Belçika’da düzenlenen gayriresmi zirvede ekonomik reformları ve rekabet gücünü artıracak yeni adımları ele aldı. Zirvede, karar alma süreçlerindeki yavaşlık ve bürokratik engellerin AB’nin küresel rekabet gücünü zayıflattığı yönünde görüş birliği oluştu.
Kos’un Ankara ziyareti: Stratejik ortaklık vurgusu
Bu gelişmelerin hemen öncesinde Marta Kos, 6 Şubat’ta Ankara’yı ziyaret ederek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüştü. Görüşmede, Türkiye’nin AB’ye aday ülke statüsünün sürdüğü teyit edilirken, hızla değişen jeopolitik ortamda Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik önemine dikkat çekildi.
Taraflar, güvenlik, ticaret, enerji, ulaşım ve dijitalleşme gibi alanlarda işbirliğinin artırılması gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi. Özellikle Karadeniz, Güney Kafkasya ve Orta Asya’da istikrarın sağlanması ve bölgesel bağlantı projelerinin geliştirilmesinde Türkiye’nin rolünün önemli olduğu vurgulandı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise Türkiye-AB ilişkilerinde mevcut engellerin kaldırılması gerektiğini belirterek, daha kapsamlı ve kurumsal bir işbirliği çerçevesi oluşturulması çağrısında bulundu.
Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gündemde
Görüşmelerde öne çıkan başlıklardan biri de Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’nin güncellenmesi oldu. Küresel ticaretin dönüşüm sürecinde olduğu ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, mevcut Gümrük Birliği’nin modernize edilmesinin her iki taraf için de rekabet gücünü artıracağı ifade edildi.
Taraflar ayrıca Avrupa Yatırım Bankasının Türkiye’deki faaliyetlerinin yeniden başlamasından memnuniyet duyduklarını belirtti. Türk vatandaşlarına çok girişli vize kolaylığı sağlayan yeni düzenleme de ilişkiler açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi.
Türkiye’nin AB açısından artan önemi
AB ekonomisinin zorlandığı bir dönemde Türkiye’nin ekonomik büyüme performansı ve dış ticaretteki artış eğilimi, Ankara’yı Avrupa açısından daha önemli bir ekonomik ortak haline getiriyor. Türkiye’nin aynı anda AB, ABD ve Çin ile ekonomik ilişkilerini sürdürebilmesi, küresel güç dengeleri açısından dikkat çekici bir denge politikası olarak değerlendiriliyor.
AB yetkilileri de Türkiye’nin jeopolitik konumu, enerji koridorları üzerindeki rolü ve bölgesel istikrara katkısı nedeniyle stratejik öneminin arttığını vurguluyor. Marta Kos’un ziyaret öncesinde yaptığı “Türkiye bizim için çok önemli bir ortak olacak” açıklaması da bu yaklaşımın bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Jeopolitik ve ekonomik rol birlikte öne çıkıyor
Türkiye’nin NATO kapsamındaki askeri faaliyetlerdeki rolü, Karadeniz’de tahıl koridorunun oluşturulmasına katkısı ve bölgesel krizlerde üstlendiği diplomatik girişimler, Ankara’nın hem siyasi hem ekonomik açıdan önemli bir aktör olarak görülmesini sağlıyor.
AB açısından Türkiye ile daha güçlü ekonomik entegrasyon, sadece ticari değil aynı zamanda stratejik bir gereklilik olarak değerlendiriliyor. Bu kapsamda Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve ekonomik işbirliğinin derinleştirilmesi, AB’nin küresel rekabet gücünü artırabilecek unsurlar arasında yer alıyor.
Kos’un Ankara ziyareti, hem Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden canlandırılması hem de Avrupa’nın küresel rekabet stratejisinde Türkiye’ye daha fazla rol verme arayışının somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.










Bir yanıt yazın