19.yüzyıldan sonra kurulan Yahudi devleti, iki dünya savaşı boyunca büyük çatışmalara sahne oldu. 600 yıl sonra, Müslüman coğrafyasında ilk kez yabancı bir devletin bayrağı dalgalandı.
Amerikan evangelistlerinin desteğiyle İsrail, 6 gün gibi kısa bir sürede topraklarını üç katına çıkardı. Bugün ise İslam dünyası, bu devletin karşısında sessiz ve çaresiz bir duruş sergiliyor.
Filistin’de devam eden soykırım zaman zaman anlaşmalarla gölgelendi. 1993’te imzalanan Oslo Anlaşması gibi süreçler, İsrail ve ABD’nin politikaları nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı. Bugün de benzer bir durum yaşanıyor. Trump, rehineler serbest bırakılmazsa ateşkesin sona ereceğini söylüyor, ardından yeni çatışmaların fitili ateşleniyor.
Peki, gerçekten İsrail’in Filistin topraklarından çekileceğini ve bağımsız bir Filistin devletine izin vereceğini düşünenler var mı?
2011’deki Arap Baharı’nın Ortadoğu’ya demokrasi getireceğine inanmış mıydınız? NATO’nun Libya halkını korumak için bombalar yağdırdığına mı ikna olmuştunuz?
Mısır, Irak, Kuveyt, Afganistan ve Bosna’da yaşanan trajediler de benzer senaryolarla şekillendi. ABD, sadece Irak’ta yarım milyon masum çocuğun ölümüne neden oldu. Eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, bu kayıpları “değerli bir bedel” olarak nitelendirdi.
Bugün Amerika için yeni “Bolşevizm” artık İslam’dır.
İsrail’in kuzeyindeki Lübnan’ı İran ve Irak’a bağlayan Suriye, bölgedeki stratejik dengelerin merkezinde yer alıyor. İran yıllardır Güney Lübnan’a silah sevkiyatı yaparak bölgedeki direniş güçlerini destekliyordu. Ancak bu koridorun kapanması, İsrail’in ve ABD’nin daha pervasız politikalar izlemesine yol açtı.
Gazze, bir yıldır İsrail saldırıları altında. Sivil altyapının üçte ikisi yok edildi, 50 bin insan yaşamını yitirdi. Bunların 14 bini çocuktu. Hamas ve Hizbullah’ın ayakta kalabilmesi, yıllardır bu koridor aracılığıyla sağlanan silah desteğine bağlıydı.
Bugün Trump ve Netanyahu gibi liderler, bölgedeki dengeyi kendi lehlerine çevirmek için daha açık tehditlerde bulunuyor. Bu süreçte, açık şekilde karşı çıkan tek lider Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu.
ABD’nin Gazze’yi “ele geçirme” politikası ve Filistinlilerin zorla yerlerinden edilmesi, Batı’da ve Doğu’da yalnızca vicdan sahibi sivil halk tarafından protesto ediliyor.
Büyük İsrail Projesi ve Yeni Planlar
İkinci Dünya Savaşı sonrası İsrail’in kurulmasını destekleyen küresel güçler, bugün Suriye’de PKK/PYD üzerinden yeni bir devletçiğin temellerini atmak istiyor. Bu gelişmeler, uzun süredir şekillendirilen “Yeni Dünya Düzeni” planının bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Son iki yüzyıldır, küresel Evanjelist ve Siyonist ittifakın etkisi altında kalan Müslüman dünyası, bu tehditle her geçen gün daha doğrudan yüzleşiyor. Önümüzdeki süreçte, Ortadoğu’daki gelişmelerin bu plan çerçevesinde şekilleneceği aşikâr.










Bir yanıt yazın